2 Mart 2010 Salı

HAYAT BİR TELAŞ AMA NİYE..

Dün bahsedecektim ama o kadar çabuk yazıyorum ki son günlerde.Ne yazacaktım, nasıl yazacaktım diye düşünemiyorum bile.Çok telaşlı yaşıyoruz hayatı.Ve tadını çıkaramıyoruz.Ama mecburuz işte.Başka türlü olmuyor.Sabahları bir telaş uyanıyorum, acele bir şekilde giyiniyorum.Çoğu zaman saçımı bile toplamadan atıyorum kendimi sokağa.Yaklaşık 15-20 dakika içinde evden çıkmamız gerekiyor.Bütün gece deliksiz bir uyku çekememek sabahları uyanamamama(Allah'ım ne zor bir kelime bu.Yaklaşık 5 dakika Figen'le tartıştık.O neden bu kelimeyi kullandığım konusunda söylendi.Ama benim kullanasım var ne yapayım) neden oluyor.Afyonumun patlaması da bir iki saati buluyor.Mümkünse o süre içinde kimse bana bulaşmasın.
Telaşla işe geliyoruz, telaşla işlerimizi yapıyoruz (çünkü bizim işlerimiz hep güncel ve acil), öğle aralarında işimiz varsa dışarda telaşla çıkıp, telaşla dönüyoruz ki işe geç kalmayalım.Akşam telaşla çıkıyoruz işten.Evde çoluk çocuk bizi bekliyor.Telaşla yemeğimizi yiyoruz ki bir şeyler yapmaya vakit kalsın.Telaşla yapacaklarımızı yapıyoruz çocukların uyku saati gecikmesin.
Telaşla yatıyoruz, telaşla kalkıyoruz nitekim.
Ama niye..Nedir bu acele..Nereye yetişmeye çalışıyoruz.Zaten gözümüzü açıp kapayıncaya kadar yaşlı birer insan olacağız ve ömrümüz ne zaman, nerede ve nasıl bitecek bilmiyoruz.Güzel güzel tadını çıkarsak hayatın..Ne yapmalı bunun için varsa bilen bana da söylesin.
Hep zamanın bu kadar hızlı akmasından şikayet ederim.Hiç bir şeye vakit bulamazken, hayatın tadı nasıl çıkar ki.Bunun için işimden mi ayrılmalıyım.Evde mi oturmalıyım..
Peki hayatın tadı nasıl çıkar.Bana göre-şimdi, şu anda ki düşüncem bu- deniz kenarında müstakil bir ev.her yeri bahçe ve bahçenin içinde bir sürü ağaç, sebze v.s.Bir hamak..Çocuklar kenarda çamurdan evler yapıyor.Ben almışım çayımı-kahvemi yudumluyorum, ama birden uyku bastırıyor.Dönüyorum sağıma kapıyorum gözlerimi.Ilık bir meltem esiyor..Denizde hafif dalga..O ses Allah'ım nasılda dinlendiriyor beni.Arada bir sinek konuyor e tabi karpuzu masada ağzı açık unutursam olacağı bu.Sineklerin vızıltısı sinir ediyor beni.Uykum kaçıyor.Allah kahretsin yaaa burada da rahat yok..Neyse kalkayım da bari işime devam edeyim.

7 yorum:

babycakes dedi ki...

vallahi bayıldım yazına... aynı ben. çözümü ben de bilmiyorum. bilenlerden kopya çekmek çok istiyorum:)))

cavidan dedi ki...

yazdıklarına den den koyuyorum canım:))

EBRULİ dedi ki...

Blogun güzel olmuş canım,ferah ferah.Tatlı telaşlar olsun böyle,napalım hayat böyle ;)sevgilerimle.

sude naz'ın annesi dedi ki...

Okurken bile telaşa girdim bi an önce okumak istedim öyle kaptırmışım ki:))))

KUZEY TAN dedi ki...

Zamanı durdursak ama sevdiklerimiz ve biz durmasak. Işınlama makinemiz olsa....

adadoksan dedi ki...

Bu formülü ben de arıyorum. varmıdır sahiden telaşsızlığın formülü Dilek. İlk bulan hemen diğerlerlerine anlatsın olur mu?

Zuzuların Annesi dedi ki...

Canım yaa...Çok zor gerçekten de,çok...yaşayan bilir ancak...
Ama hayaline bayıldım,hele masa üstünde açık bırakılan sineklere:)
Canı gönülden dilerim ki;ömrün telaş içnde geçip gitmeden tez vakitte kavuş hayaline...
Ve dediğin gibi arayı çok açma,
gayet güzel yazıyor ve okutuyorsun çünkü:)