11 Mayıs 2009 Pazartesi

ANNELER GÜNÜNE ÖZEL

Anadolunun küçük ama sevimli bir köyünde doğmuştu.Ailesi hem zengin hem de köyde sözü geçen bir aileydi.Babası gayet aydın bir insan olmasına rağmen bir inat uğruna onun okumasına izin vermemişti.Oysa ki diğer kardeşlerinin neredeyse tamamı okula gitmişti.O ise evde işleri yapmakla ve kendisinden küçük kardeşlerine bakmakla yükümlüydü.Diğerleri tarlada çalışıyorlardı.Kızlarda dahil.Sanırım o zamanlar kendini şanslı görüyordu.Tarlada çalışmak nede olsa ağır bir işti.
16 yaşına geldiğinde bir fotoğraf gösterdiler ona.İşte bu resimdeki genç delikanlıyla evlendireceklerdi onu.Fotoğrafa baktığında içinde sıcak bir şeyler hissetti.Resimdeki genç ve yakışıklı çocuğa içi ısınmıştı.Beğenmişti onu.Gururlanmıştı kendisiyle içten içe.Nede olsa artık o da evlenip bu köy yerinden kurtulup, batıdaki şehre gidecekti.Ailesinden çok uzakta olmasına rağmen herkesin dilindeki o şehre gidecek olmak acaip mutlu ediyordu onu.
17 yaşına geldiğinde birkaç parça eşyayla birlikte yeni hayatına doğru yola çıktı. Kalabalık bir aileden çıktığı için yeni ailesini hiç yadırgamadı.Yine kalabalıktılar.Kayınvalide, kayınpeder,kayınbirader, elti ve görümce.Artık hep birlikte yaşayacaklardı.Eskiden her şeyi almaya alışkın olan kız, şimdi biraz dikkat etmek zorundaydı çünki ailesi fakirdi.Ve kayınpeder 1.Dünya Savaşındaki sıkıntıları yaşadığı için çok tutumluydu.Sofraya zeytin çıkıyorsa peynir asla olmuyordu yanında.Ve genellikle bulgur çorbasıyla karınlarını doyuruyorlardı.Yeni aile fertlerinin çoğu çalışıyordu.Onu da bir işe yerleştirdiler.Alınan haftalığı kuruşu kuruşuna kayınpederine veriyordu herkes.O da öyle yapıyordu.18 yaşına geldiğinde ilk oğlu doğdu.Herkes çok sevindi.Çünki eltinin çocuğu olmuyordu ve anlaşılan olmayacaktı da.Ama elti yeni gelini bir abla gibi sevip kollamış, dolayısıyla yeni gelen bebeği de kendi çocuğu gibi sevip bağrına basmıştı.Oğlan ilk torun, ilk çocuk ve ilk yeğen olduğu için şımarıkça büyüdü.Bir dediği iki edilmiyordu.Dört yıl sonra ikinci oğlu doğdu.Yaşadığı tüm zorluklara alışmıştı artık.Kocası huysuz, aksi ve sinirli bir adamdı.Evdeki herkes korkardı ondan neredeyse.O da korkardı tabi.Az mı dayak yemişti bunca yıllık evlilik hayatında.Çorba sıcak diye, yemeğin tuzu az diye, oğlanlar ağlıyor diye.Ama kocasını yine de sever sayardı.Bir dediğini iki etmemeye çalışırdı.İkinci oğlanın doğumuyla kayınvalidelerinden ayrı evde yaşamaya başlamışlardı.Ayrı ev dediysem aynı bahçe içinde başka bir ev.Yine yeme içme birlikte ama.
Gel zaman git zaman yeniden hamile olduğunu anladı.Ve bu kez çocuğu doğurmak istemiyordu.Ama eltisi ve komşuları öyle ısrarcılardı ki.Bu kez kızı olabilir diyerek kesinlikle doğurmasını salık verdiler ona.O da kıyamadı karnındaki bebeğe.Kızı olsun çok istiyordu çünki.Hamileliği ilerledi.Bu arada kocası onları daha iyi yaşatabilmek adına o zamanlar herkesin yaptığını yaptı ve Almanya’ya gitmek için müracaat etti.Doğuma az bir süre kala kocasını Almanya’ya yolcu ediyordu bile.Kızını kocası yanında yokken doğurdu.Eltisi ve komşuları her zamanki gibi yanındalardı.Kocası Almanya’da, kendisi üç çocuğuyla birlikte evinde yaşamak zorunda kaldı.Her ay gönderilen çok cüz-i miktarda bir parayla yaşamaya çalışıyorlardı.Çocuklar okula gidiyor, sürekli ihtiyaçları oluyordu.O onları iyi yaşatsın, hiçbir şeyden mahrum kalmasınlar diye her şeyden fedakarlık etmeye başladı.Zaten evlendiğinden beri alışmıştı sıkıntı çekmeye.Şimdi sıkıntıyı kendisi çeksindi ama çocukları değil.Onların her istediklerini yapmaya çalıştı.Kendisi yeni giysi nedir bilemedi nice zaman.Çocuklarının karnı doyduğunda zaten kendisi doymuş gibi oluyordu.Kocasının Almanya’dan gönderdiği para yetmediği için çoğunlukla bakkaldan veresiye alıyordu ama parası geldiğinde mutlaka ilk iş borcunu kapamak oluyordu.Soğuk kış günleri geldiğinde odun ve kömür almak için kocasından ekstra para istiyordu.o da gönderiyordu.Bazen diğer aylar da paranın yetmediğini zor durumda olduklarını kocasına mektupla bildiriyordu ama kocasının da ondan kalır yanı yoktu ki sıkıntı çekmek konusunda.Biraz para biriktirmek istiyordu ve bu yüzden toplu halde bekar yaşayan adamlarla birlikte kalıyordu oda.Karısını ve çocuklarını yanına aldırmayışının nedeni de bunlardan biriydi.Ama asıl neden çocuklarının kendi vatanında, kendi kültürleriyle büyümelerini istemekti.Ne de olsa yanlarında en güvendiği en sevdiği insan abisi yani çocukların amcaları vardı.Gözü arkada değildi.Tam 11 yıl kaldı kocası Almanya’da.Sonra bir gün çıktı geldi.Bu süre zarfında kadın evinin hem babası hem annesi olmuştu.Çektiği sıkıntılarla erkek gibi kadın olmuştu artık.Okuma yazma bilmemesine rağmen elinden hiçbir iş kurtulmazdı.Kocası evine döndükten iki yıl sonra öldü.Almanya’nın zorlu çalışma temposuna vücudu çok fazla dayanamamıştı.Ve son günlerinde ailesi ve çocuklarıyla birlikte olmak istemişti.Özelikle de hiç vakit geçiremediği küçük kızıyla.
Baba öldükten sonra anne eskisi gibi her şeyi omuzladı.Bu kez başka sorunlar çıktı ortaya.Büyük oğlu, huysuz, aksi ve sorumsuz birisi olup çıkmıştı. Annesini çok üzüyordu Tüm uğraşlarına rağmen okutamamıştı onu.Halbuki ne çok istemişti çocuklarının hepsinin okuyup iyi yerlere gelmesini.Kendisi okuyamamıştı ama keşke onlar okusalardı. Ondan ümidi kesince küçük oğluna ve kızına bağladı tüm umutlarını. Hiç olmasa onlarda sorun yoktu, olgun ve uslu çocuklardı.Annelerinin gözlerinin için bakıyordu ikiside.Onun ne kadar ezildiğini ve onlar için neler yaptığının farkındalardı.
Aradan yıllar geçti bütün çocuklar evlendi. Kadın tek başına kaldı evinde.Üzerine titrediği kızını da yuvadan uçurunca çok bocaladı.Çok zorlandı ama çok şükür dünya gözüyle bütün çocuklarının mürüvvetini görmüştü ya.Başka ne isterdi.Bundan sonrası torunlarına bakmaktı artık.Çektiği onca sıkıntı ve dert hayatı boyunca onu hiç bırakmadı. Bugüne kadar kimseyi kırmasın üzmesin diye her şeyi içinde yaşayan o iyi yürekli, muhteşem kadın sonunda hastalandı ve şimdi de hastalığıyla mücadele ediyor bu hayatta. Hastalığını ilk duyduğunda verdiği tepkiyi hayatım boyunca unutmayacağım.O kadar soğukkanlı karşıladı ki.Bunca zaman yaşadığı mücadeleden olsa gerek çok güçlü karşıladı bu haberi.Hasta olmasına rağmen hala çocuklarına faydalı olmaya çalışıyor ve kızının çocuklarına bakıyor.O kadar ağrısı ve sızısı varken bile torunlarının yanından hiç ayrılmadı.Var olan tüm yalnızlığını neredeyse kızıyla aşan bu kadın, kızının sevgisinden ve tatlı dilinden başka hiçbir şey istemiyor.Ama ne varki kızı aksi, huysuz, sinirli.Tıpkı babası gibi.Buna rağmen her şeyiyle seviyor kızını.Ve hala onun yanında çocuklarına bakmaya çalışıyor.
Bu kadın benim annem.Hayatta yaşadığı her şeyi tüm zorlukları tüm yanlışlıkları keşke düzeltebilsem dediğim annem.Onu hala üzebildiğim, kırabildiğim annem.Onu çok sevmeme rağmen, onsuzluğa dayanamıyacağımı bildiğim halde o yanımdayken kıymetini bilemediğim annem.
Keşke senin istediğin gibi bir evlat olabilseydim ama olmuyor.Şimdi benimde iki minik kızım var.Ve eminim onlar da bana benim sana davrandığım gibi davranacaklar.Biliyorum benimde çok zoruma gidecek.Bende tıpkı senin yaptığın gibi geceleri kafamı yastığa koyduğumda kimseler duymadan ağlayacağım.Ve sabahlara kadar uyumayacağım.Ama tıpkı senin yaptığın gibi sabah hiçbir şey olmamış gibi kalkınca gülümseyeceğim onlara.Hatta yanaklarına birer öpücük konduracağım.Olmadı bağrıma basacağım. Tıpkı senin yaptığın gibi.Bazen de sızlanacağım, beni üzdüklerini anlatacağım onlara.Onlarda offf anneeeeeee diyecekler benim sana dediğim gibi.Ama bende bileceğim onlar da bilecekler ki biz birbirimizi çok seviyoruz.Tıpkı sen ve ben gibi.Tıpkı her anne ve çocuk gibi.
Ben seni her zaman çok seveceğim anne.Seni ne kadar üzsem de kırsam da sen benim hayatımdaki en önemli varlıksın.Ve hep öyle kalacaksın.
Çünki sen benim bir tanemsin…Sağlığına ve varlığına her zaman dua ettiğim annemsin.
Ve çok sevdiğimsin….

19 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

çok güzel yazmışsın. eline sağlık. annene acil şifalar diliyorum, dilerim hep sizinle olur. eminim ona karşı bahsettiğin kadar huysuz değilsindir, ayrıca hepimizin hataları oldu ve oluyor. ne yazık ki insanız işte...
senin de anneler günün kutlu olsun... :)

Prima Rima dedi ki...

Kitap gibi masal gibi okudum...etkilendim.Geçdi ama anneler gununu kutlarım evlatlarınla nice nice anneler gunu kutla inşallah.

KAYGILI ANNE dedi ki...

dilekciğim ağlattın beni yaaa :(((Annen kadar olmasada benim annemde çok çekti babam huysuz aksi bir insandı nitekimde bizim büyüyüp para kazanmamızla birlikte 10 sene önce babamla ayrıldılar.Annem hem ekonomik hem psikolojik babamın çok cefasını çekti.Biz çalıştığımızdan annemi çalıştırmadık .Annemde şimdiye kadar ne bir tatil bildi ne eğlence .Annemin daha cici parmağı denize değmiş değil :(((Bütün anneler kıymetlidir ,kutsaldır ne olur hayatım kendini toparla anneni üzme biliyorum iki çocuk ,iş güç,eş sorunları insanı bunaltıyor ama bunların sorumlusu onlar değil ne olur dilekciğim hadi görim seni canım :)))

sude naz'ın annesi dedi ki...

ne guzel ne ıcten yazmıssın..gonlune saglık..anneler gunun kutlu olsun

minik kuzucukkk yasmin suuu dedi ki...

sonuna gelinceye kadar kendini anlatcağını bilmiyordum,ama şok aldum,canım en azından herşeyin farkındasın ve boşwermiyorsun,sen de anneler gününden başla ve onu hep sevdiğinden daha fazla sevmeye çalış,anneler günün kutlu olsun,2 meleğini sana bağışlasın tanrım,sen de annende hep mutlu ve sağlıkla kalın.
öpüyorummmm senide, tatlı yanaklarından anneciğinide.

Toprak Büyürken dedi ki...

bende alıntı bi hikaye sandım önce.anlayınca tüylerim diken diken oldu. bencede bahsettiğin kadar huysuz değilsindir. anneler görmez hem.çocuklarını hep iyi bilirler.anneler günün kutlu olsun.

İkiz Annesi sdilek dedi ki...

Kızlar teşekkür ederim.Valla bende çok huysuz olduğumu düşünmüyorum ama annem hep bana "sen beni çok kırıyosun" diyo..eee yani ona göre ben huysuzum.ama napimm babam huysuzmuş işte.Armutta dibine düşüyormuş.bende hepinizin anneler gününüzü kutluyorum.

KUZEY TAN dedi ki...

Cok güzel anlamlı bir hikaye olmuş. Annenin ve seninde anneler günün kutlu olsun.
Banada annem küçükken "keçi kızım" derdi ve hep köprüde karşılaşan 2 keçiyi anlatırdı. Bende oğlumun bana benzeyeceğinden korkuyorum. Benzesin bence pek meselede olmaz. Kötü insan olmadıkça biraz huysuzluktan bir şey olmaz.Özünde iyi olmak gerekli. Böyle yazılar yazan biride asla kötü olamaz.

zehra dedi ki...

bir hikaye tadında okudum oysa gercegın ta kendısıymıs ....
ne guzel yazmıssın elelrıne saglık
bıcırıkları opuyorum senıde anneler gunun kutlu olsun tekrardan:)

Banu Durgunlu dedi ki...

Dilekcim,çok güzel yazmışsın canım,
ağlattın beni yüreğine sağlık...
Annene acil şifalar ve uzun ömürler dilerim...
Anneler gününüz kutlu olsun.

cavidan dedi ki...

canım benim anneciğinin ve senin anneler günün kutluyorum. hepimiz biraz huysuz ve dikbaşlıyız...gerçekten çok güzel yazmışsın.
sevgiler.

Ayşem'in Annesi dedi ki...

Canım benim yazdıklarının çoğunda kendini buluyor insan maalesef...Ne yapsak,haklarını ödeyemeyiz annelerimizin.Ama senin de dediğin gibi her ana-kız yaşıyor bunları.En acısı da sonunda çekilen pişmanlık ve vicdan azabı.Neden bilmez ki insanlar,sevdiğinin değerini yanındayken....Anneler günün kutlu olsun tatlım.Daha nice mutlu,huzurlu ve sağlıklı anneler günü geçirmeni dilerim,öptüm.

nilay dedi ki...

canım yüreğine sağlık..ne güzel anlatmışsın..senin ve annenin anneler günü kutlu olsun..Allahım onları başımızdan eksik etmesin

уαѕємiη dedi ki...

masal gibi olmuş yüreğine sağlık canım

eviminnuru dedi ki...

gözüm yaşlı okudum benzer bir hayat daha tanıyorum
acil şifalar diliyorum

Oya dedi ki...

Canım çok güzel bir yazı, anneliğin ne demek olduğunu anlatıyor işte bu yazı. Annene acil şifalar diliyorum, senin ve annenin anneler gününü kutluyorum

pembe tatlar dedi ki...

ayy maşallah ne tatlılar:)
Blogunuza ilk defa geldim aslında resimleri gördüm ve gerçekten bayıldım allah uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsinnn anne ve babalarıyla bu şeker böceklere...:)
Sevgiyle kal:)

baba dedi ki...

Canım karıcım demek sen huysuzsun. O zaman seni canı gönülden tebrik ederim. Bunca yıldır bana bu konuda hiç bir şey belli etmediğin için. Sen bırak huysuzluğu dünyanın en iyi eşi, annesi ve insanısın. Kimse hakkında kötü konuşmaz kimsenin arkasından kötü konuşulmasına izin vermezsin. Annen konusuna gelince annen ve benim annem meleklerimiz dünyaya geldiğinden beri yaklaşık 1,5 yıldır bizde kalıyorlar. Ufak tefek tartışmalarımızı bir kenara koyarsak bence her şey çok güzel gidiyor. Bunca zamandır da ne kendi annene ne de benim anneme hiçbir zaman kötü bir davranış içinde bulunduğunu da düşünmüyorum. Anneler günün kutlu olsun. Seni Seviyorum. İyi ki varsın.

İkiz Annesi sdilek dedi ki...

Canım benim.Aşkım, hayat arkadaşım hatta ruh ikizim.Böyle düşünüyor olman inan beni çok mutlu etti.Sen belki de benim huysuzluklarıma alıştın ha ne dersin.Bu yazdıkların üzerine söyleyecek bir şey bulamadım.İnan ben de seni her şeyden çok seviyorum.Ve hayatımda verdiğim en doğru karar olduğunu biliyorum.